Kaçın, YERİM!!!


Markette...

-Kızım şu biber turşusundan verir misin biraz?
-Ne kadar olsun amca?
-Amca acı mı o biberler.(Ah, bunu diyen benim, hem de gözü dönmüş bir şekilde)
-Acı kızım, şunlar da acı.
-Güzel mi?  (Yazarken gülüyorum kendime, nasıl bir soru bu?)
-Çok güzel.
-Yaaaaaaaaa (Ağızdan akan salyaları siliş.) Bana da verir misiniz ondan? (Amcam yavaştan kaçıyor, onu da yerim mi sandı acaba?)

Turşu hazırlanırken yan taraftaki zeytinler süzülür yavaştan.
-Ada'cım, zeytin ister misin?
-İstemeeeem.
-Baksana ne güzeller ama yeşil yeşil.
-İstemem yaaa.
-Tombul tombullar bak, ne güzel yersin kahvaltıda.
-Hayıır.
-Şu zeytinden verir misiniz biraz?
-İstemiyorum yaaaa.
-Yersin yersin.
-Yemiycem almaaa yemiyceeeem.
-Şşşşt oğlum tamam sus ben yerim. (Sanki amaç sana yedirmek?)
(Satış görevlisi kızımız artık güldüğünü saklayamıyor tabi)
-Başka bir arzunuz?

Gün içinde kimsenin duymadığı ama benim "vallahi kokuyor" diye direttiğim, gaipten gelen kıymalı börek, kaşarlı tost, pide kokuları....

Erik piyasaya çıktı çıkalı, neredeyse bir ağaçlık mahsulü benim tüketmiş olmam...
 
Bunun sonu neye varır? Şimdilik mevcut kilonun üstüne bir şey eklemedik ama ya sonrası???

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !